20° Parçalı az bulutlu

Keşke corona iyileştirse dünyayı

Güncel - 10 Kasım 2020 12:45 A A

Hayatımızda daha önce ancak hayal ürünü filmlerde gördüğümüz sahnelere rastlıyoruz  gündelik haber bültenlerinde artık. Ancak mikron ile ölçülebilen mikroskobik bir virüs dünyamızı altüst etmeye yetti. İnsanoğlunun ulaştığı teknoloji, ilim, bilim çaresiz ve herkes şaşkın. Sarsıntı geçiriyoruz, sarsılıyoruz. Sars virüsü bile böyle sarsamamıştı bizi. Nasıl normalleşeceğiz, nasıl devam edeceğiz, bilmiyoruz.

 

Dünyanın iyileşmeye ihtiyacı var acilen. İyileşme sözcüğünü çok sevdim bugünlerde. Almanca dilinde de hastalara bizde olduğu gibi “gute besserung” dileği iletilir, “iyi iyileşmeler” anlamına gelir. İyileşmek, herhangi bir rahatsızlıktan kurtulmanın yanında daha iyi birey(ler) olmak anlamını da çağrıştırdığı için yeniden keşfedip çok sevdim bu kelimeyi.

 

Dolayısıyla dünyanın bu mikroskobik virüs sayesinde yeniden iyileşmesini bekliyorum. Bu virüsün bizi zorladığı ev hapsinin manevi dünyamızı zenginleştirip “iyilik salgınına” dönüşmesini umuyorum.

 

Seçimini bizim yapmadığımız, kaderini ve kederini bizim başlatmadığımız bir hayatın dizginlerini elimize alıp duygusal sorumluluğunu da üstlenmemiz bekleniyor bizden. “İnsan üç beş damla kan ve bin endişe” diyor Sadi. Bir kez daha anladık ki, ( hepimiz anladık mı bilmiyorum ama ben o iyimserliği taşıyorum en azından ) tekbaşına hayatlarımızı iyileştiremeyiz ve biz yine yeniden birbirimize dönüp birbirimizi iyileştirerek karşılıklı ruhsal acı çıkarma seanslarıyla acılarımızı dindirmeliyiz.

 

Doğru birçoğunuzun da tespit ettiği gibi Batı Kültürü ideolojisi bize şunu fısıldıyor; “herkes kendi mutluluğunun efendisidir”. Yeterince gayret gösterirsen, kendi kaderinin efendisi olabilirsin. Doğu Kültüründe de zaten “kader gayretullaha aşıktır“ demiyor muyuz ? Böylece maalesef yenilgiden korkan ve başarısızlıkla yüzleşmekten ürktüğü için hayattan kaçan ve uyuşturuculara sığınıp kendisini felç eden yaşayan kadavralara dönüşüyoruz. Ortamız yok, biraz maddi güç, unvan, teknolojik donanım bizi güçlü kılınca ya da biz öyle olduğunu düşününce doğadan, doğanın diğer tüm canlılarından kendimizi soyutladık.

Belki seçmediğimiz bir hayatın içine fırlatıldık ama kadere verdiğimiz duygusal tepkilerimizden biz sorumluyuz. Teslim olmak da, “hepimiz tekkanatlı melekleriz ve sadece birbirimizi kucaklarsak uçabiliriz” şiarıyla yanyana durup ıstıraplarımızı ortaklaştırmak da bizim elimizde. Kendimizi hayatın tüm yaşanılası hüsran potansiyeline açma yürekliliği göstermek zorundayız. Doğayı paylaştığımız diğer canlılara insan üstünlükçülüğünü dayatmadan yaşamalıyız artık. Edinimlerden çok kayıptan kaçınmayı yeğliyoruz. Kendini ve dünyayı yeniden şekillendirme yeteneği olan insan “aman elimdekini kaybetmeyeyim” endişesiyle insanlığın toptan kaybetmesine neden olacağının farkında değil maalesef. Ayaklarımızın altındaki zemin kayıp gidiyor oysa.

Ortak ruhsal acılarımızdan yükselecek bir çığlık dünyayı değiştirmeye yetebilir. Mesele dünyayı tüm canlılar için yaşanılabilir, başımızı sokabileceğimiz bir gezegen kılabilmekte. Bunu yaparken acımasızca canımızın parçasını, bütün canlılarımızın anası doğayı katlederek değil. Onca ihtişamlı yapılarınla, doğayı mahvettiğin teknolojik gücünle gözünle göremediğin  bir virüsle başedebiliyor musun. Doğanın kendi usulünce hesap sormayacağını mı düşünüyordun yoksa.

Doğal afet uyarılarına rağmen hala dünyanın tek sahibi gibi hareket etmenin doğal bir intikam ile sonuçlanması kaçınılmaz.  Tek şansımız dünyanın iyileşmesi. İnsanlığın kendisini insan kılan değerlere geri dönmesi, hatta onları kucaklaması. Doğayla bütünleşmesi. Hayvanlarla paylaşması. Barbarlığından, doğa ve hayvan kıyımından vazgeçmesi.

 

“Suyun üzerinde mi yürüyorsun ? Bir kamış bunun daha iyisini yapar. Havada mı uçuyorsun ? Bir sinek bunun daha iyisini yapar. İyisi mi sen kabini fethet; o zaman belki iyi biri olursun” demiş Abdullah Ensari. Hepimizin içdünyasının bakıma ihtiyacı var. Ama bunu tekbaşına yapamayız. Bunun için başka insanlara, maneviyata, doğaya, sanata ihtiyacımız var.

 

Hani soruyorsunuz ya, komplo ya da bir proje de olabilir bu virüs. Virologlara göre başka stratejistlere göre başka arkaplanı var. Politikacılar da belki çok daha farklı bir pencereden bakıyorlar. Parayı icat ettikten sonra dinlerden çok paraya taparak mazlumun merhametini ayaklar altına alan insan güce tapan bencillere dönüştü. Sonrasında insan bütün insanların birbirlerinden kopuşu, birbirilerine karşı savaşı ve savunması hızlandı. İnsanı insana karşı korumak için doğanın her canlıya ait olan müşterek kaynakları heba edildi.

 

“Umutsuzluğun eşiğinde atılan çığlık bana bir ihtimal getirin, der. İhtimal beni kurtarabilecek tek şeydir. Bir ihtimal doğdu mu, umutsuz kişi yeniden nefes almaya, yeniden yaşamaya başlar. Çünkü ihtimal olmadan insan adeta nefes alamaz”, diyor Sören Kierkegaard ve ekliyor; “İnançlı kişilerin umutsuzluğa karşı ebediyen güvenilir bir panzehiri vardır : İhtimal. Çünkü tanrı için her an herşey mümkündür. İmanın bütün çelişkileri çözdüğü hakikati budur.”

 

 

Bu haber 525 kez okundu.
Güncel - 12:45 A A
BENZER HABERLER

YORUM BIRAK

YORUMLAR

Hiç yorum yapılmamış.

REKLAM ALANI

17 Mayıs 2021 PAZARTESİ
20°
  • SAL 25.3°
  • ÇAR 24.6°
  • PER 27.2°

YAZARLARIMIZ

  • BAHANELER BİZİ ARTIK OYALAMIYOR

    AHALİ’nin geçtiğimiz sayısında gündeme getirdiği  ‘Konuralplilere ceza mı veriliyor? Yıkılıp yıkılıp yerine bir şey yapılmayan tek yer” başlıklı haberimize, Düzce Belediye Başkan Yardımcısı Hüdaver Gösterişli sosyal medyasından cevap verdi. Gösterişli’nin verdiği cevap aslında yazdıklarımızla gündeme getirdiğimiz  Konuralp’in bu güne kadar nasıl unutulduğu ile ilgili haberimizi doğruluyor. Yıkıldı ve yapılmadı dediklerimizin aslında yapılmadığını zaten Başkan Yardımcısı […]
  • Keşke corona iyileştirse dünyayı

    Hayatımızda daha önce ancak hayal ürünü filmlerde gördüğümüz sahnelere rastlıyoruz  gündelik haber bültenlerinde artık. Ancak mikron ile ölçülebilen mikroskobik bir virüs dünyamızı altüst etmeye yetti. İnsanoğlunun ulaştığı teknoloji, ilim, bilim çaresiz ve herkes şaşkın. Sarsıntı geçiriyoruz, sarsılıyoruz. Sars virüsü bile böyle sarsamamıştı bizi. Nasıl normalleşeceğiz, nasıl devam edeceğiz, bilmiyoruz.   Dünyanın iyileşmeye ihtiyacı var acilen. […]
  • HER GECE RÜYALARIMIZA GİRER MİSİNİZ

    Yine günlerden siz her gün olduğu gibi annem babam.. Sizden çok şey öğrendim anne olmanın herkesin harcı olmadığını.. Engelli çocuğununa gözü gibi bakabileceğimi.. boşanmış bir evladınıza nasıl sahip çıkılacağını torununuzu kendi evladı gibi bakmanın gururunu yaşattırdınız bana. Ne aileler var boşanmış evlatlarına sahip çıkmayan veya kızına sahip çıkıp torunlarına sahip çıkmayan.. ama sizlerin bir kızı […]
  • AYDINLARIN SORUMLULUĞU NEDİR?

    Fakülte’den öğrencim Muş Üniversitesi İ.İ.B.F.’de Öğreti m Üyesi Doç.Dr.Zeliha Tekin, Muş Üniversite Senatosu’nun 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili almış olduğu kararla Ünivesite’de çalışan kadın personele bu anlamlı günde idari izin verildiğini sosyal medyada paylaştı. Muş Üniversitesi Senatosu’na teşekkür eder saygılarımı sunarım. Bu paylaşımda Üniversite Senato’larında verilen kararların kamuoyuna açıklanmasıyla ilgili duyurular aklıma geldi. […]
  • BU FUTBOLCULAR İSTERSE ŞAMPİYON OLURUZ

    Düzcespor deplasmanda Siirt İl Özel idaresi sporla karşı karşıya geldi ve 1-0’lık mağlubiyetle sahadan ayrıldı. Düzcespor geçen hafta Silivri karşısında son 15 dakikalık oyunu ile 3-0 rakibini yenerek çıkış sağlamış. Bu hafta nasıl oluyor da 1-0 mağlup olabiliyor anlamıyorum!! Şampiyonluk isteyen bir il, şampiyonluk için transferlerin en iyisini yapmaya çalışan yönetim kadrosu varken futbolcuların   hiçbir […]
  • KOOOOSSSSKOOOOCAAAAMAAANNN !!!…

    Masallar diye yazdım.. Baktım …Masalları okuyan yetkililer daha derin uykuya daldılar, kulaklarını tıkadılar.. Bende başlığı belediye başkanının söylediğini bana aktarınlardan esinlenerek KOOSSKOOCAAAN koydum.. Hani Düzce belediyesi elinde ağaç kesme makinası verdiklerini bir şeylerin üzerine çıkarıp o ağaç kaka, bu ağaç kötü, bu ağaç çürümüş gibi bilip bilmeden ağaçları her yerde katledip sonrada kestiklerine yaprak gibi, […]
  • KARARNAMELER…

    Geçtiğimiz gece alınan ani bir hatta iki karar ile, gündem tersine döndü. 1. Si Cumhurbaşkanı kararnamesi ile  2011 yılında Türkiye öncülüğünde imzalanan ve dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan her türlü şiddet olayına karşı koruma ve mağdur olanları kollama sözleşmesi olan İstanbul sözleşmesinden çıkıldı. Cinsiyet eşitliğine vurgu yapan, aile içi yada dışında başta kadına yapılan […]
  • BİZİ Tİ’YE ALMAYIN!..

    Bu gün size Kanal İstanbul’dan bahsetmeyeceğim..  Bu gün size 128 Milyar Doların nereye gittiğini de sormayacağım. Hatta bu gün size Pandemi ile ilgili gelişmelerden de bahsetmeyeceğim.   Bizler, Vatanına, Dinine ve Milli değerlerine ölümüne bağlı bireyleriz çok şükür. Bundan dolayı da iftihar ederim kendimle..   Yıllardır kafama takılmış ama bir türlü fırsat bulup yazamadığım bir […]
  • Raif YILMAZ
    Emekli Kurmay Albay
    3 MAKALE YAZDI

    TARİHİ OLMAYAN ŞEHİR DÜZCE

    Bayram nedeniyle Arife günü başlayan Düzce ziyaretimiz Bayram gecesi nihayetlenen İstanbul yolculuğu ile son buldu. Oraya Yaşlı olan anne ve babamı ziyaret vesilesi ile gittim. Yani bir nevi mecburiyet. Yoksa; orası benim çocukluğumu ve gençliğimin bir kısmını yaşadığım yer, özledim de göreyim diye gittiğim bir yer diye değil. Çünkü Düzce’ de eskiye dair hemen hemen […]
  • BU UZAY ARACINA PATATES SOĞANI KİM KOYDU?

    Çok değil, iki ay önce gündemimiz; ‘Milli Uzay Programı’ ile uzaya çıkma planlarıydı. Televizyonlarımız günlerce, uzaya çıkışın senaryolarını, ay’da hangi madenlerin çıkarılacağını tartışıyordu. Bugün, bu uzay aracının içine, patatesi/soğanı kim sokuşturdu anlayamadım. Uzaya gidişle ilgili yapılan ‘şov’ları anlarım da; valilerin, kaymakamların patates ve soğanı törenlerle karşılayıp, patates çuvalı ile fotoğraf çektirmelerini anlayamıyorum. Hz. Muhammed, “Sağ […]
  • İÇİMDEN GELDİ

    Şöyle samimi, şöyle içten, candan bir şeyler söylemek geldi bugün içimden. Hem de öyle ki, yerelde ve ulusalda, hatta dünya genelinde yaşanan kavgalara, küslüklere, anlaşmazlıklara inat, sevginin samimiyetinden bahsetmek, sevgiyi konuşmak geldi içimden. Karşılık beklemeden, çıkar gözetmeden sevmek, hem de öyle sadece eşini, dostunu, yakınlarını değil, hayatına iyi ya da kötü bir şekilde girmiş bütün […]
  • Ahali’nin maarifi

    Kıymetli okurlar, Öncelikle yerel basınımızda önemli bir yer tutacağına inandığım Ahali Gazetesi’nin Düzce’mize hayırlı olmasını diliyorum. Basın elbette demokrasimizin, siyasi ve ictimai hayatımızın çok önemli bir parçasıdır. Bu bağlamda bizlerde Ülkemizin ve İlimizin eğitimdeki durumu, dünü, bugünü ve yarını ile ilgili görüş ve düşüncelerimizi, siz kıymetli Ahali okurları ile bu köşede paylaşacağız. Daha ilk sayısında […]
  • PROTOKOL

    Valinin katıldığı hiçbir toplantıya katılmıyor. Çünkü; Vali il protokolünde birinci sıra, kendisi  ikinci sırada, bu durumu kendine yediremiyor.   Meclis toplantılarına katılmıyor. Çünkü; Büyük Millet Meclisinden sonra belediye meclisi ve meclis üyeleri  çok küçük görünüyor gözüne,   Başkan ünvanını kullanmak istemiyor. Çünkü; bir kere sayın bakanım  dendikten  sonra bu ünvanla anılmayı  kendisine hakaret kabul ediyor. […]

HABER LİSTESİ

  • 01
    ÖZLÜ’DEN GALİBİYET VE ŞAMPİYONLUK PİRİM SÖZÜ
    Play off 1. tur karşılaşmaları öncesinde Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’ den Düzcespor’ a moral ziyareti. Şıralık da bulunan Düzcespor tesislerinde Düzcespor’un deplasmanda Perşembe günü 68 Aksarayspor ile oynayacağı play off 1.turu karşılaşma öncesinde futbolcu, teknik kadro ve yönetim kurulu ile bir araya geldi. Toplantıda şampiyonluk durumunda pirim sözü verdi. Özlü “ Perşembe günü […]
  • 02
    İÇİMDEN GELDİ
    Şöyle samimi, şöyle içten, candan bir şeyler söylemek geldi bugün içimden. Hem de öyle ki, yerelde ve ulusalda, hatta dünya genelinde yaşanan kavgalara, küslüklere, anlaşmazlıklara inat, sevginin samimiyetinden bahsetmek, sevgiyi konuşmak geldi içimden. Karşılık beklemeden, çıkar gözetmeden sevmek, hem de öyle sadece eşini, dostunu, yakınlarını değil, hayatına iyi ya da kötü bir şekilde girmiş bütün […]
  • 03
    TOZAN VE MAKAM ARACI ULUSALDA
    Sık sık ulusal basının gündeminde yer alan ancak büyük çoğunluğu  gurur duymayacağımız haberler olan Düzce, yine ulusal basının gündeminde yerini aldı. Yıllar önce Eski Düzce Belediye Başkanı Mehmet Keleş’in aldığı makam aracıyla gündeme gelen Düzce, bu hafta bir İlçe Belediye Başkanının aldığı makam aracıyla gündeme geldi.  Gümüşova Belediye Başkanı Muharrem Tozan ve İtfaiye öncü aracı […]
  • 04
    MEDYA GÜCÜNÜ SİLAH OLARAK KULLANMAYIN!!
    Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Öncü Medya Grubunun yaptığı haberlerle kamuoyunda rahatsızlığa sebep olduğunu, meslek ilke ve ahlakına aykırı hareket ettiğini belirterek, “Öncü Medya Grubu’nda yayınlanan asparagas haberlerin, şantaj, iftira, tehdit ve hakaret içerikli yayınların hem basın camiasında, hem kamuoyunda tasvip edilmediğini ve tepkilere neden olduğunu gözlemliyoruz” dedi.   Düzce Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, 20 yıldır […]
  • 05
    AĞAÇLARIN KÖKLERİ ORTAYA ÇIKIYOR
    İstanbul Caddesinde yapılacak dönüşüm projesi kapsamında, ‘Söküm dikim mevsimi’ olduğu gerekçesiyle sökülüp taşındığı söylenen ağaçların kökleri yavaş yavaş ortaya çıkıyor.   İstanbul Caddesi üzerinde Düzce Belediyesi tarafından yapılması planlanan ‘DÖNÜŞÜM’ projesi kapsamında, proje açıklandıktan iki gün sonra sokak kısıtlamasının olduğu bir gecede yok olan cadde üzerindeki ağaçlar hepimizi şok etmişti.  Sokaktan yükselen seslerin ardından Belediye […]