Güncel

LUPPO VE İPHONE

Son dönemde reklam çalışmaları o kadar farklılaştı ki.. Önceden sadece televizyon, radyo yada gazeteye, dergiye verilen reklam ilanları vardı. Sonra hayatımıza sosyal medyanın girmesi ile iş farklı bir boyuta geldi…

LUPPO VE İPHONE

Son dönemde reklam çalışmaları o kadar farklılaştı ki.. Önceden sadece televizyon, radyo yada gazeteye, dergiye verilen reklam ilanları vardı. Sonra hayatımıza sosyal medyanın girmesi ile iş farklı bir boyuta geldi. Geçen yazımda da belirtmiştim, sizin söylediğiniz tatil kelimesi ile sosyal medya sitelerinde gezerken karşınıza tatil sitesi reklamları çıkmaya başladı. Hele hele arama motorunda yaptığınız araştırmada, arattığınız bir ürünün facebookta karşınıza çıkmasına artık o kadar alıştık ki.. Çıkmayınca CIA beni dinlemiyor mu acaba diye düşünüyor insan…

Ama bazı reklamlar vardır ki, siz istemeseniz de bir anda ülke gündemine oturuverirsiniz.

Hatırlayın.. Alelacele alınan sokağa çıkma yasağının ilanını. Öyle hazırlıksız yakalanmıştık ki, kim ne alacağını şaşırmıştı. Savaş sirenlerini duyup, seferberliğe hazırlanan insan psikolojisi ile herkes kendini dışarı atmıştı. Gönül, fırına gitmek istiyordu ama nakit para olmadan da olmayacağı için, ayaklar insanı ATM ye götürüyordu.

Ekmek fırını önünde kavga eden mi dersin, tekel bayi önünde ver ver ver diye bağıranlar mı?

Markette durum farklı değildi. Makarnalar tutanın elinde, konserveler yakalayanın elinde, tütün grubu ise ilk kasaya ulaşanın elinde kalıyordu. Eeee bu kargaşada kesin bir otluk(!) çıkacak diye, eller telefonda, video konumu hazır bekliyordu.

Ve beklenen oldu…sepeti dolu bir vatandaşın arkasında, elinde cola olan bir amcayı çekti birileri… Bir başkası da elinde sadece Luppo markalı ürün olan abiyi. Günlerce Luppo aşağı, Luppo yukarı konuşuldu. 1789 yılında Fransız Kraliçe Antoinette tarafından söylendiği iddia edilen, “Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler” lafı 2020 yılında yerini “Ekmek bulamıyorsa, Luppo yersin” e bırakmıştı.

Pasta yesinler sözü nasıl çıkmıştı biliyor musunuz?

1789 yılının Ekim ayında, fakir kadınlar, hükümetin değişmesi yönündeki taleplerini Kral’a duyurma adına Versailles sarayı önünde yürüyüş yapıyorlardı. Söylentiye göre, yanındaki kişilere, ‘kadınların ne istediğini’ soran Kraliçe Marie Antoinette’e, ‘ekmek istiyorlar’ dendi. Ve o da bu söze ‘ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ karşılığını verdi.

2021 yılının başlarında olduğumuz bu dönemde ise, Sn Mahir Ünal televizyonda katıldığı programda açıklamalarda bulundu. Çiftçinin son dönemde yapılan mazot zamlarının arttığı, geç yatan yada geriye çekilen teşviklerin durumunu, ellerinde ürün kalmasını, emeğinin karşılığını alamamasını ve hayatın da ne kadar pahalılaştığını anlatmaya çalıştığı bir sohbetten bahsetti. Hemen kıvrak bir zeka ile çiftçinin telefonunu istediğini ve telefonun IPHONE olduğunu görünce, oowwwww hem iphone kullanıyorsun hem de hayat pahalılığından şikayet ediyorsun dediğini söyledi. Çiftçi haksızdı. Çünkü o Nokia 3310 a layıktı ama elinde ünlü bir markaya ait telefon vardı.

Bir ülke düşünün… Elinde hangi model olduğu, hangi sene çıktığı önemli olmayan ama adı iphone olan bir telefon kullanıyorsunuz diye şikayet etmeye, refah seviyenizin kötü olduğunu devlet erkanına anlatmanıza gerek olmuyor.

Halbuki rahat yaşamak nedir biliyor musunuz? Aldığınız maaşı kredi kartına takla attırmadan, cebinizdeki para ile istediğinizi alabilmeniz demektir. 1 sene boyunca insanüstü çalışıp ailesini tatile çıkarmak isteyen babanın, düşünmeden yola çıkmasıdır. Arabasına bindiğinde, benzin ışını söndürecek kadar benzin almamasıdır. Çocuğu oyuncak istediği zaman, cebinde para kaldı mı acaba diye düşünmeden almasıdır. Çocuğu okumak istediğinde okul harçlığını rahatça gönderebilmesidir. Ayakkabısı yıpranıp eskidiğinde, geçen sene çocuklara aldık, bu sene hanıma alacağız, bir sene daha idare etmeliyim dememesidir. Evin Hanımı isterse çalışmalı, eve giren tek maaşın aileye yetmesidir. Kendi evinin hayalini kuran insanın, torununu bile borçlandıracak uzunlukta kredi çekmemesidir. Bir önceki sene almayı düşündüğü arabanın, bir sonraki sene fiyatının 2 katına çıkmadığını görmesidir. Borçları ödeyemeyeceği seviyeye gelince, ben yandım çocuklarımı da yakmayayım diye annenin yada babanın intiharı düşünmemesidir. Ay sonunu getiremeyeceğini düşündüğü için asabileşmemesidir.

Kısacası sadece bir zümrenin rahat yaşaması tüm vatandaşların da şikayet etmemesi gerektiği anlamına gelmez.

Şimdi bırakın milletin elindeki telefonu, nasıl ödediğini, aylık kaç para ödeyeceğini de, adam yada kadın ne diyor ona bakın.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL