Güncel

BELEDİ-YE!..

Arapçadan Türkçeye geçen kelimelerden bir tanesi de BELED kelimesidir. Yani Türkçe karşılığı ŞEHİR veya KENT demektir. BELEDİYE ise o kenti veya şehri imar etmek, insanca yaşanabilir hale getirilen yer hatta..

BELEDİ-YE!..

Arapçadan Türkçeye geçen kelimelerden bir tanesi de BELED kelimesidir. Yani Türkçe karşılığı ŞEHİR veya KENT demektir. BELEDİYE ise o kenti veya şehri imar etmek, insanca yaşanabilir hale getirilen yer hatta Su, Temizlik, Ulaşım, İmar vs. gibi insanların toplu yaşadığı ortamlarda bu hizmetleri yapma işinin görüldüğü yerdir. Bu işte görevli olanlara, kişilere BELEDİYECİ, bunları sevk ve idare eden kişiler de o yörenin halkı tarafından seçilen BELEDİYE BAŞKANLARIDIR, Bakanları değil…

Şimdi “Kardeşim biz bunları biliyoruz zaten, sen konuya gel..” diyeceksiniz. Ben çoğumuzun bildiği ama amacı dışında kullanıldığı gerçeğin üzerinin örtüldüğü kanaatinde olanlardanım.

Elbette halka hizmet edecekler ve asla bir rant kapısı, bir soygun kapısı, yandaş kayırıcılığı hatta göz boyama yeri olmaması gerektiğini savundum ve hala da savunuyorum.

Ama gel gelelim 20 küsur senedir DÜZCE Belediyesinin amacı dışında kullanıldığı ve “Halka Hizmet HAKKA hizmet..” in, yandaşa hizmet kapısı olduğunu gördüğüm için bu satırlarımı karalıyorum.

Uzun bir PANDEMİ yani SALGIN dönemi yaşıyoruz. Elbette ki sıkıntılarımız olacak. Elbette ki dertlerimizi beraber halledeceğiz veya yaralarımızı birlikte saracağız. Ama bu asla “BENDEN İSE YAŞA, DEĞİLSEN ÖL..” olmamalı.

Salgın döneminde sokağa çıkma yasağına uyacak mıyız?, elbette ki herkes uyacak. Sosyal mesafe, maske ve kalabalık yerlerde bulunmama kurallarına da uyacak mıyız?. Elbette ki uyacağız ve uymayanı da uyaracağız. Ama buradan ANIT PARKTA Düzcespor yararına ve halkın üst üste olduğu etkinliğe de, kimse kusura bakmasın göz yumamam. Yok, Belediye Emeklileri için yapılan kucaklaşma etkinlikleri, yok filan sendikadan emekli olanların hasretleşme etkinliği derken Türkiye de salgının en çok yaygın olduğu şehirlerden bir tanesinin de DÜZCE olduğu gerçeğinin de üzerini örtemeyiz.

Ben buradan Sayın Düzce Belediye Başkanıma soruyorum;

Ulaşımda sizin de öncülük yaptığınız MİDİBÜS rezilliğini acaba sizin vicdanınız kabul ediyor mu?. “Efendim Belediyeye hiçbir ekonomik külfeti olmadı” acemiliğine sarılmayın sakın. Bir kere binin o araçlara ve Kalıcı konutlara seyahat edin. Göreceksiniz Düzcelilerin nasıl kucak kucağa ve sıkışık vaziyette gittiğini. Sosyal mesafe sıfır, neden derseniz çünkü aracın iç hacmi çok dar. Ben Belediyeye sıfır maliyetine bakmam arkadaş, ben güvenli bir şekilde Düzce’ye nasıl giderim ona bakarım. Hele bebeğin varsa ve de arabası varsa yandı gülüm keten helva.

Maske ve sosyal mesafe hassasiyetinizi sokakta sigara içenlere veya 65 yaş üstü vatandaşların sokağa çıkmamasında göstereceğinize, bu hassasiyeti ulaşımda yani midibüslerde göstereceksiniz.

 

1881 de Belediye olan Düzce’nin en işlek caddesi İstanbul Caddesidir. Artık bu caddenin alt yapı ve üst yapı gibi bir problemi olmaması gerekir. Ama gel gelelim geçenlerde bu caddede bir asfalt kesme hadisesine şahit oldum. Boydan boya cayır cayır asfaltı kesenlere sordum. “Kardeş bu işlem neyin işlemi…” aldığım cevap ise “Su borusu döşüyoruz..” oldu.

Hala Düzce’nin alt yapı sorunlarını burada tartışacaksak işte o zaman yandık. O kestikleri yerin Bisiklet yolu olduğunu biliyorum. Ve yeni boyandığını da biliyorum. Hatta o asfaltın bundan önceki sizin partinizden Belediye Başkanının döktüğünü de biliyorum. Madem bu su sorununu o zaman halletseydiniz de, üzerini öyle kapatsaydınız daha şık olmaz mıydı? Bisiklet yolunu belirlerken bir masraf, orayı kesmek ve açmak ayrı bir masraf,, kapatırken ayrı bir masraf. Sokak aydınlatmaları, Millet bahçesinde ve Vali konağında olanları unutmadık. Kalıcı Konutlardaki güreş sahası kazığını zaten Düzcelinin unutması mümkün değil.

Düzce halkının cebine bu kadar saldırmayın. Oradan daha önce şu meşhur trenimiz geçiyordu bunu da dip not olarak hatırlatayım. Belediye başkanıma birde şunu hatırlatayım. Ulusal Bayramlarda sizleri de Düzce Halkı ile beraber görmek istiyoruz.

BELEDİYE kavramını da size kim tefsir ettiyse yanlış etmiş. Umarım BELEDİYE derken BELEDİ-YE (Şehri Ye..) dememiştir.

 

Ülke çapında Pandemi ile mücadelede hep hükümetin yanında olduk. Ama millet olarak bizim galiba bazı şeyleri abartmak genlerimizde var. Hükümetin bu salgın için aldığı önlemlerin bazıları biraz abartılı gibi geldi bana. Dışarıda sigara içmek yasak olmuş. Kapalı yerlerde zaten sigara yasak. O zaman sokak başlarında seyyar tuvaletler koydurun ki müptelalar sigarasını orada içsin. Nasıl olsa bizim nesil tuvalette sigara içmeye alışkın.

Yasakların kıvamı, salgın ile mücadeleden geçtik, rejim sorunu olmaya başladı. Birkaç ay sonra “HER KİM Kİ SOKAKLARDA TÜTÜN TÜTTÜRE, İLKİNDE 45 MECİDİYE, İKİNCİSİNDE 10 FALAKA, USLANMAZSA TİZ KELLESİ VURULA…” demeyeceklerinin garantisi yok.

Sağlıcakla kalın.

 

 

YORUMLAR (1)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL