Güncel

BİZİ Tİ’YE ALMAYIN!..

Bu gün size Kanal İstanbul’dan bahsetmeyeceğim..  Bu gün size 128 Milyar Doların nereye gittiğini de sormayacağım. Hatta bu gün size Pandemi ile ilgili gelişmelerden de bahsetmeyeceğim.   Bizler, Vatanına, Dinine..

BİZİ Tİ’YE ALMAYIN!..

Bu gün size Kanal İstanbul’dan bahsetmeyeceğim..  Bu gün size 128 Milyar Doların nereye gittiğini de sormayacağım.

Hatta bu gün size Pandemi ile ilgili gelişmelerden de bahsetmeyeceğim.

 

Bizler, Vatanına, Dinine ve Milli değerlerine ölümüne bağlı bireyleriz çok şükür. Bundan dolayı da iftihar ederim kendimle..

 

Yıllardır kafama takılmış ama bir türlü fırsat bulup yazamadığım bir konuyu yazacağım size sevgili dostlar..

 

Hep kendi kendime sormuşumdur aşağıda yazacaklarımı,

Birçok kez Askeri şehit cenazesine katılmışlığım vardır. Lakin o şehidin cenaze merasiminde hep bir klasik “Tİ” sesi duyarız ve peşinden trompetle bir beste çalınır.

Bana o kadar çok ruhsuz ve bir o kadarda saçma gelir ki o merasim, o şehide saygısızlık olmasa bırakıp gidesim gelir oradan.

 

Bende bu konuda bir araştırma yapayım, bu garip alışkanlık bize nasıl geldi diye.. Böylece acı ve sinir bozucu gerçekle karşılaştık araştırmadan sonra.

 

O “Tİ” sesi ve devamında trompetli beste Amerikalı bestekar Daniel BUTTERFİELT tarafından 1831-1901 yılları arasında Amerika İç savaşında hayatını kaybedenler için bestelenmiş bir ağıt olarak karşımıza çıkıyor..

 

Pekâlâ, bu ağıt bizim şehit cenazelerimize ne zaman girmiş?…

Onu da söyleyeyim hemen, 1950-1960 yıllarında Başbakan Adnan MENDERES döneminde yani 1955 yılında girmiş.

 

Pekâlâ, o dönemlerde ne oldu da biz bu ucube besteyi askeri şehit cenazelerinde çalar olduk…

 

Efendim, 1950 li yıllarda Kore savaşında Amerika’nın menfaatlerini kollamak için ve hiçbir zorunluluğumuz yokken ve sırf zamanın Başbakanının şahsi emri ile biz Kore’ye asker gönderdik. Ve şehitler verdik orada, yani dünyanın bir ucunda. O zamanda Kore’de Kunuri Muharebesinde Amerika’nın kazıklarını yedik. Amerika bizi orada da sattı ve dedelerimiz süngü hücumu ile kırdık ablukayı. Benim rahmetli amcamda Kore’ye gidip gazi olanlardan. Çok dinledim amcamın hatıralarını ve değerli müttefikimiz Amerika’nın kancıklıklarını.

Çokta şehit verdik….

 

Tabi sonra 1951 yılında Yunanistan ile beraber NATO üyesi olduk.. Ve o günden beri Türk Ordusu Amerikan Jandarması oldu..

Bizim yaş gurubumuzda olanlar bilir… Marshall yardımı ayağına süt tozu, peynir, bizon eti gönderdi bize sevgili müttefikiz Amerika… Ve her yerde de bize kazık attı..

Sonrası malum, Amerika’dan uçak alacağız diye kendi uçak fabrikalarımızı kapattık. Petrol alacağız diye Raman’da ki Petrol Rafinerilerimizi kapattık.

İşte o zamanlar Amerika’dan bize bu şehit cenazelerinde çalınan bu ağıtta gelenek olarak geldi.

Şehit cenazelerimizdeki tekbirler bize yetmiyor mu?,  yetmiyorsa o zaman işin ruhuna uygun ve ITRİ gibi bir bestekârın Teşrik Tekbirleri bestesini yine Trompetle çalınabilir. Neden ben elin Amerikalısının bestesini çalayım arkadaş.

 

Hani kendilerinin hem yerli ve hem milli olduğunu iddia eden mevcut hükümetimiz neden bu kadar basit ve usulüne uygun bir besteyi Şehitlerimize çok görür…

Hani Türk ve Müslümandık?.. Ne oldu bize, ölü toprağımı mı serpildi üzerimize…

 

Dediğim gibi ben, Merkez Bankasının 128 Milyar Doları nerede? diye sormuyorum.

Hatta Kanal İstanbul gibi bir proje bu ülkeye kötülüktür de demiyorum.

Hatta ve hatta bak mübarek Ramazan ayına girdik (Allah herkesin Orucunu kabul etsin) bu insanlar iftarda ve sahurda ne bulup ne yiyecek? Millet perişan, diye de sormuyorum..

 

Pandemi ile ilgili onlarca yazı yazdık. O Lebaleb kongrelerinizden sonra salgında en nihayet dünya birincisi olduk,

Hastanelerimiz lebaleb oldu ve hastalarımıza hastanelerde yer kalmadı da demiyorum.

 

Sadece Vatanını, dinini ve Milletini seven bir birey olarak bizi Tİ’ye almayın ve hiç olmazsa bu ülke için genç yaşında toprağa düşmüş şehitlerimizi adam gibi ve usulüne uygun toprağa verelim diyorum… Vesselam..

 

 

 

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL