Güncel

BU YIKIM NE KADAR SÜRECEK?

  Sevgili okuyucularım, Son zamanlarda sıklıkla kendime sorduğum soru şu. Bu yıkımlar daha ne kadar devam edecek? Bir zamanlar Düzce’de nostaljik bir tramvay vardı, İlk darbeyi ona vurdular, Belediye Başkanı..

BU YIKIM NE KADAR SÜRECEK?

 

Sevgili okuyucularım,
Son zamanlarda sıklıkla kendime sorduğum soru şu.
Bu yıkımlar daha ne kadar devam edecek?

Bir zamanlar Düzce’de nostaljik bir tramvay vardı,
İlk darbeyi ona vurdular,
Belediye Başkanı istifa ettikten sonra, onu derdest edenler, ayaklarını  yeni döşenen raylara dayayıp “bunu o yapmadı biz yaptık” manası taşıyan övünç dolu pozlar vermişlerdi.
Ama sökülüp çöpe atılmasına hiçbirisinin  gıkı çıkmadı.
İkinci darbeyi şakuş köprüsü kavşağındaki saat kulesine indirdiler.
Donkişot’un yel değirmeni düşmanlığı düzcede yeniden hayat buldu, çeşitli iftira kampanyaları düzenlediler ve  zavallı saat kuleleri günah keçisine döndürüldü.
Hala boş platformu ve ankraj demirleri “nereye kayboldu bu kule” der gibi ortada duruyor.
Sordular yıkanlara,
Neden yıkıyorsunuz?
İki kalem pil alamadık” diyemediler de, zamanı doğru göstermiyordu”, dediler.
Sonraki hedef  Rabia anıtı idi,
Kazma, kürek, balyoz dikildiler başına tam yıkacaklar, “aman yarabbi” o da ne?
Parmakların altında,
“Tek vatan, Tek millet, Tek devlet, Tek bayrak”, imza Recep Tayyip Erdoğan yazıyor.
Yok dediler bunu yıkamayız! Yoksa bizi…
Sonra kaldırıp ücra bir yere koydular,  çaktırmadan bir parmağını kırdılar. Dikkatli bakanlar görürler orta parmağın gösterdiği işareti.
Kazma kürek durmadı,
Gitti güzelim park gazinosunu yıktı,
Doymadı, gitti,
Camlı köşkü yıktı,
Doymadı,
Keresteciler lokalini yıktı,
Doymadı,
Kornet dondurmasını, büfeleri, aparatifcileri çay bahçelerini yıktı.
Daha biz “yahu durun ne oluyoruz” diyemeden,
döndü geldi, (güneş enerjisi ile çalışanlar dahil olmak üzere) bütün dekoratif  aydınlatmaları yıktı.
Tamamdır her halde diyorduk ki,
Bi koşu gitti,  yağlı güreş arenayı yıktı,
Hazır o tarafa geçmişken fireni tutmadı üç ay boyunca  onarmaya çalıştığı Düzce Kasrını da yıktı.
Herkes yıkılacak bir şey kaldımı acaba  etrafta diye şaşkın şaşkın bakınırken, bizden kaçmaz, buluruz mutlaka yıkılacak bir şey dediler, onbeş yıl önce istanbul caddesine dikilen güzelim ağaçları kestiler.

Şimdi müşterek bahisçiler,

Doğal Taş kaldırımların sökülmesi,
Belediye binasının yıkılması,
Onbeş temmuz şehitler parkının yok edilmesi, Cedidiye meydanının talan edilmesi,
Konuralp Gazi anıtının sökülmesi,
icraatların sırada olduğunu söylüyorlar, bende son bir ümit takvime bakıyorum yerel seçimlere ne kadar kaldı acaba diye.
Boşa dememiş istiklal şairi, ” Yarap Bu Uğursuz Gecenin yokmu Sabahı”.

Sevgili okuyucularım,
Bu söylediklerim, yazdıklarım şaka değil gerçek.
Şaşkınlıkla izliyorum olan biteni.
Ve sayın başkana ümitsizce öneriyorum.
Lütfen, psikolog desteği alın. Tedaviye ihtiyacınız var.
Ancak herşeyin ötesinde asıl merak ettiğim başka birşey var.
Sadece birkaç tanesini sayabildiğim yıkımların ortaya çıkardığı milyonlarca liralık kamu zararını  görecek ferasete sahip  bir yetkilinin kalıp kalmadığı?
Bu soruyu herkes kendi kendine sormalı.
Özellikle de, herkese açık ihalesi yapılmış işlerin fiyatlarını üçe beşe katlayıp paralarının çarçur edildiği dedikodusu üreten çığırtkan arkadaşlar sormalı.

Kalın sağlıcakla.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL