Güncel

ÇARŞI KARIŞTI!….

  Argo bir deyimdir. Her hangi bir bölgede yaşanan alengirli süreci ifade eder.   Arkası yarın dizileri gibi veya dizi film seyreder gibi yurtdışından yayın yapan arkadaşın ifşaları ve yapılan..

ÇARŞI KARIŞTI!….

 

Argo bir deyimdir. Her hangi bir bölgede yaşanan alengirli süreci ifade eder.

 

Arkası yarın dizileri gibi veya dizi film seyreder gibi yurtdışından yayın yapan arkadaşın ifşaları ve yapılan usulsüzlükleri anlatan videoları gibi..

 

Şimdi bu arkadaşın anlattıklarını ülkedeki herkes biliyordu veya en azından hissediyordu,. Ama delilsiz olursa iftira olur kabilinden üstü kapalı düşünüyordu herkes..

 

Ben şahsen % 50’sini biliyordum ama prensip olarak altını dolduramayacağım veya belgeli haber olmadığı için üstü kapalı yazıyordum…

Benim iktidar mensupları ile pek işim olmadığından dolayısı, sadece duyumlarla kamuoyunu bilgilendirmek pek mizacım değil, huyum da değildir…

 

Şimdi size tam bu konu ile ilgili bir yerde okuduğum eski bir gelenek ve göreneği yani yöresel örfü anlatacağım sevgili dostlar. Ondan sonra konumuza gireceğiz…

 

Millet olarak biz hala göçer bir toplumuz. Kışın şehirde, yazın ise köyde yaşarız.. Genelimiz öyle..

 

Eskiden kanalizasyon şebekeleri yoktu şehirlerin. Her evin ön veya arka bahçesinde kanalizasyon çukurları vardı.

Kış çıkınca köyüne gidecekler, kanalizasyon çukuruna hayvan ciğeri asarlardı. O ciğer bir hafta sonra kurtlanırdı ve o kurtlar ciğeri bitirerek semirirlerdi. Ciğer bitince doğru kanalizasyon çukuruna düşerler ve oradaki pisliği yemeye başlarlardı. Bir ay sonrada kanalizasyon pırıl pırıl olurdu. Aç kalan kurtlar bu sefer kendi kendilerini yer bitirirlerdi. Yaz bitince şehre geri dönenlerin artık kanalizasyon problemi kalmazdı..

 

Şimdi gelelim konumuza…

Demokrasilerde Siyasi partilerin amacı, Devleti en iyi biz yönetiriz kabilindedir. Halka bunu anlatabilen siyasi partide devleti yönetmeye başlar. Çünkü halk o partiye görev vermiştir.

19 yıldır bizi yöneten AKP de öyle veya böyle halkın teveccühünü kazanmış ve T.C. Devletini idare ediyor..

Devleti idare edenlerin her işi kanuni olur ve illegal kişilerle asla işi olmaz. Ama niyetler halis olmayınca bu sefer idare ettikleri devleti tırtıklamaya başlarlar..

 

Devleti idare edenlerin çok ciddi olmaları gerekir ve liyakata önem vermeleri gerekir..

Ama Reis “Ben bu devleti Şirket yönetir gibi yöneteceğim..” dediğinde beni bir korku almıştı.

Dedik ya Devlet ciddi bir kurumdur. Liyakata ve Ahlaka değer verir..

 

Hayvanat bahçesi Müdürünü, devletin araştırma kurumu yani TÜBİTAK’ın başına getirmeyeceksin. Getireceksen Mezbahaların başına getirirsin..

Ekonomiden habersiz olanı ise Maliyenin başına getiremezsin. Getirirsen ekonomiyi batırırsın ve hesabını da veremezsin. Merkez Bankasının başına bir gazeteciyi getiren bir hükümeti ben pek ciddiye almam..

Merkez bankası gibi bir kurumun başına ay geçmeden birini atarsan, işte ciddiyetsizlik orada başlar.. Baştan dedik ya Liyakat yani işinin ehli olmak gerekir diye..

Örneğin İçişleri Bakanlığına da, içişleri ile ilgili hiçbir makale bile okumayan birini getirirse illegal kişileri devletin içine sokarsın.. Valla bu ifşaatı sayın İçişleri Bakanımız kendisi söyledi.. Devlet ciddiyet ister…

İllegal kişilerle iş yaparsan bu sefer onlara kolunu kaptırırsın, hatta her yerde kendini kullandırırsın.

 

Adam oradan bağırıyor en ağır sözlerle.. “Sen benim hayat garantimdin, beni kandırdın..” demeye. Kim kime ÇÖKMÜŞ, kim kimin Otelini nasıl elinden almış ve bir yandaşa vermiş hepsini dinledik hamdolsun..

Devlet Bankalarından, nasıl amacı dışında ve herkes tarafından yaka silktiği birine dudak uçuklatan kredi verdirdiğini dinleriz bu zattan.. Krediyi alanın ise krediyi geriye ödemediği öğrenince ekonomik sıkıntılar içinde olan vatandaşların nevri dönüyor..

Zaten Cumhuriyet dönemi edinimi olan birçok kurum özelleştirme ayağına nasıl peşkeş çekildiğini biliyorduk, ama bu kirli alışverişin belgelerini de görünce, ister istemez Vatan ve Millet sevdalılarında bir hüzün ve kızgınlık hat safhaya varıyor..

Yani, tabirimi hoş görün ÇARŞI KARIŞIYOR sevgili dostlar..

 

Milletin vekili dediğimiz kişilerin nasıl Mafya Patronlarının vekili olduğunu görünce de “ohaaa” demeden edemiyoruz… Maaşa bağlananlar mı istersin, arabalarına çantalar dolusu para koyulduğuna varan çirkin ve gayriahlaki bir durum mu istersin, her türlü herze var bu kumpanyada..

İşin en garip tarafı, bu işin içinde olan Bakan, Milletvekili veya kurum amirleri, hala pişkin pişkin oturuyorlar koltuklarında..

İstifa edip yargının önünü de açmıyorlar. Yargıdaki utanmazlıklara hiç girmiyorum, çünkü midem bulanıyor artık. Hani derler ya TUZ KOKTU, işte o anı yaşıyoruz maalesef..

Her şeye bir sözü olan Reisimizden ise bu konu hakkında çıt çıkmıyor.

Ama; Muhalefetin memleketteki sefilliği ve açlığı dile getirdiğinde ise, “Açları da siz doyurun…” diyebiliyor..

Tıpkı yukarıda anlattığım gelenekteki gibi, bir birini yeme moduna geçtiler galiba..

Çok yazık ve çok garip….

Hoşça kalın..

 

 

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL