Güncel

MİLİTANLAŞTIRDIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Ne kadar gereksiz ve giderek saçmalaşan bir durumu hayretle izliyorum. Mesele; valisinden, kaymakamına, devlet memuruna kadar bürokratların Ak partili olup/olmaması… Aslında, başından belirtmek gerekiyor, devlet bürokratların iktidar partisinden ‘olmaması’ mümkün..

MİLİTANLAŞTIRDIKLARIMIZDAN MISINIZ?

Ne kadar gereksiz ve giderek saçmalaşan bir durumu hayretle izliyorum. Mesele; valisinden, kaymakamına, devlet memuruna kadar bürokratların Ak partili olup/olmaması… Aslında, başından belirtmek gerekiyor, devlet bürokratların iktidar partisinden ‘olmaması’ mümkün mü?

Bu durumun en somut açıklamasını dönemin Iğdır valisi yapmıştı: ‘Elbette iktidarın valisiyiz’ dedi. Hemen peşi sıra, Aydın valisi “utanılacak sıkılacak bir şey değil, hükümetin valisi olmaktan şeref duyarım” dedi.

Örneklemelere devam edeceğim de;  önce içinde ‘öznesi’ benim olduğum bir olayı size aktarayım: Belediyenin basın yayın biriminde çalışıyorum. Dönem Belediye Başkanı Mehmet Keleş’in dönemi. Muhtarlar toplantısı yapılıyor. Basın çalışanı olarak görevli olarak salonda yerimi aldım. Toplantının soru bölümüne geçildi. Muhtarlardan biri söz aldı ve toplantı konusu ile hiç alakası olmayan bir soru yöneltti:  İşaret parmağı ile beni göstererek  ‘ O… Komünistin belediyede ne işi var?’ dedi.

Tıpkı, İstanbul seçimleri sonrasında eşi belediyede çalışan bir kadının, ağlayarak ‘ Kocam şimdi bunlara nasıl hizmet edecek, nasıl çalışacak?’ demesi gibi.

Başkan Mehmet Keleş’in ‘tarihi’ cevabını bir başka yazı konusu yaparım…

‘Taraflı’ ya da bugünkü tanımıyla ‘militanlaşmanın’ ilk hamlesi seçmenden gelir. ‘Madem biz seçtik, bizden olsun’. Çünkü, böylelikle  ‘biat’  mekanizması oluşacak ya da talep etmesi kolaylaşacak. Kısaca, ‘iş’ini’ gördürecek. İkinci hamle, seçilenden/partiden gelir. Konumu ve statüsünü koruyacak. Kısaca ‘iş’ini sürdürecek. Durum bu kadar net’tir.

O yüzden,  Kayseri valisinin 30 Ağustos resepsiyonunda Ak partinin seçim şarkısını çaldırması normaldir.

O yüzden, Tekirdağ’da öğrenci karnelerinin Ak parti il başkanı tarafından evlere kadar gidip dağıtmasını yadırgamamak gerekiyor.

O yüzden, sözleşmeli öğretmen mülakatlarında adaylara yöneltilen ‘’Başkomutan kimdir? Reis kimdir? Gezi olayları hakkında ne düşüyorsunuz? Yılbaşında kutlama yaptınız mı?” gibi sorulara şaşırmamak gerekiyor.

İşte bu nedenlerden dolayı, ilahiyatçının biri deve sidiği içmenin şifa olduğunu rahatlıkla söyleyebilir, Türk Hava Yolları Başkanı apronda deve kurban edebilir, hiç bankacılık eğitimi almamış, hatta diploması sahte bir güreşçimiz bir kamu bankasına yönetici olabilir, bir üniversitenin profesörü trenlere mescit yapılmasını isteyebilir( Devlet Demiryolları inceledi, virajlarda kıble denk getirilemeyeceği için yapılamadı), yine bir Üniversite hocası, “ben bu ülkede cahil, okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum” diyebilir… Bununla ilgili örnekler o kadar çok ki!

Kısaca, rahmetli Turgut Özal’ın deyişi ile : ‘ Benim memurum işini bilir’

Bu yazıyı yazarken bir yandan da tv. haberlere bakıyorum; Ziraat Bankası yönetim kuruluna atanan üyeler (Ki, çoğu Ak partili eski Bakanlar ve adayları) ayda 18 bin lira maaş alıyorlar, yılda iki maaş tutarı kar ortaklığı alıyorlar ve ellerinde kullanabilecekleri limitsiz kredi kartları bulunuyor. Kartlarla ilgili olarak da 3 Milyon liralık alış veriş yapılmış!

Gerçekten ‘memurlar’  iş’lerini biliyorlar.

Siz hala ‘militanlaşmanın’ silahla mı yapıldığını zannediyorsunuz!

Şimdi sormak gerekmiyor mu; siz hala ‘militanlaştıramadıklarımızdan mısınız?’

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL