Düzce Yerel

DÜZCE’DE 17 AĞUSTOS’UN İZLERİ DURUYOR!

17 Ağustos Depremi’nden en çok etkilenen illerden Düzce’de depremin izleri hâlâ duruyor. Yıkılan binalar nedeniyle boş olan araziler çöplük ya da otopark olarak kullanılıyor. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği..

DÜZCE’DE 17 AĞUSTOS’UN İZLERİ DURUYOR!

17 Ağustos Depremi’nden en çok etkilenen illerden Düzce’de depremin izleri hâlâ duruyor. Yıkılan binalar nedeniyle boş olan araziler çöplük ya da otopark olarak kullanılıyor. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Düzce Şubesi eski Başkanı Mimar Sedef Sönmez Buçgün ile depremin etkilerini konuştuk.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nden en fazla etkilenen illerden biri olan Düzce’de aradan 21 yıl geçmesine karşın depremin izleri silinmiyor. Kentte kat sınırı sürekli yükseltilirken, İmar Barışı da riski artırdı. Yıkıntılar nedeniyle boş olan araziler ise bakımsız halde çöplüğe dönüşmüş, bir kısmı da otopark olarak kullanılıyor. Şehrin merkezi sayılan yerinde ana cadde üzerindeki boş alana ise kahvehane açıldı.

Mimar Sedef Sönmez Buçgün: Düzce’de 21 yıl geçmesine rağmen hâlâ deprem enkazları varsa bu sorunun görmezden gelinmesi demektir.
17 Ağustos’ta resmi rakamlara göre 270 kişinin öldüğü Düzce’de yıkıntılar nedeniyle oluşan alanların yapılaşmaya açılmaması tepkilere neden oluyor. Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Düzce Şubesi eski Başkanı Mimar Sedef Sönmez Buçgün, deprem nedeniyle oluşan yıkıntı alanlarının atıl kalmasını yönetim beceriksizliğine ve yürürlükte olan imar yasalarına bağladı. Depremin yaşandığı 1999 tarihinden 2020 tarihine kadar Düzce’de 5 belediye başkanının görev yaptığını hatırlatan Sedef Sönmez Buçgün “Hiçbir dönemde Düzce belediyesi ne mimarlar ne de mühendisler odasını dikkate almamıştır” dedi.

Belediyelerin afet dönemlerinde şehirde bulunan mesleki ve sosyal sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapması gerektiğini belirten Buçgün “Afetler ve kriz durumlarında başarılı iyileşme süreçleri, müdahalede yer alan tüm aktörlerin koordinasyonu ve iş birliği ile mümkündür. Afet ve afet sonrası süreçlerin yönetimi hakkında merkezi-yerel yönetimlerce geliştirilecek politikaların bilim insanlarını, meslek odalarını, akademik kuruluşları ve ilgili tüm kesimleri dikkate alarak oluşturması zorunludur” dedi.

KAT SINIRI SÜREKLİ ARTIRILDI

Düzce’de deprem nedeniyle afet yönetiminin esas alınması gerektiğine değinen Buçgün, bu konuda şunları anlattı: “Afet ortamları risk yönetimini zorunlu kılar. Deprem gibi şehrin yapılaşmasını alt-üst eden bir afette iyileştirme ve yapılaşma adına alınacak tüm kararlar uzun vadeli ve kalıcı bir şekilde yapılmalıdır. Bugün Düzce’de 21 yıl geçmesine rağmen hâlâ deprem enkazları varsa bu sorunun görmezden gelinmesi demektir. Buna bir de yönetim beceriksizliği eklenince, deprem yıkıntıları nedeniyle oluşan arazilerde sadece otlar büyür. Ya da her mahalle arasında gördüğümüz gibi açık otoparklar oluşur.

.Düzce’de 1999 depreminden sonra yeni yapılan inşa faaliyetlerinde kat sınırı sürekli olarak artırılmıştır. Özellikle belli bölgelerde yakın zamana kadar yükseklik sınırı olmaksızın imar faaliyetlerine izin verilmiştir. Üstelik 20-30 ve belki daha fazla katlı yapıların yapılmasının önünün açıldığı bu kararlar öncesinde, gerekli alt yapı çalışmaları yapılmamış, toplanma alanları yeterince planlanmamış, ulaşım gereklilikleri sağlayacak ağlar gibi pek çok önemli planlama yapılmamıştır.”

İMAR BARIŞI RİSKİ ARTIRDI

Hükümet tarafından çıkarılan, iskansız yapıların kayıt altına alınmasını öngören ve toplumda İmar Barışı olarak bilinen uygulamanın deprem bölgelerinde riski daha da arttırdığına dikkat çeken Buçgün bu konuda da şunları söyledi: “İmar Barışı adı altında topluma sunulan kaçak yapılaşma affı ile denetimsiz, mühendislik hizmeti almamış yapılar yasal hale getirilmiş, toplum güvenliği, sağlığı görmezden gelinmiş, hukuksuzluk, mühendislik, mimar ve şehir planlama hizmetleri olmaksızın yapılı çevre üretimi ve kaçak yapılaşma olağanlaştırılmıştır. İmar affı ile meşrulaştırılan yapıların afetler karşısında yaşayacağı yıkımın sorumluluğu sadece başvuru sahibine yüklenmiş, toplumsal güvenlik hiçe sayılmış, bir vatandaşın canı bir diğerinin beyanına emanet edilmiştir. Sadece Düzce’de bilimsel gerçekliklerden uzak yapılan imar barışı başvurularının yoğunluğuna bakarak bile, Düzce’nin yeni bir depreme hazır olmadığını söylemek mümkündür.”

17 AĞUSTOS DEPREMİ VE DÜZCE

17 Ağustos 1999 günü saat 03.02’de meydana gelen ve Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi tarafından merkez üssü İzmit Gölcük olarak açıklanan 7,4 şiddetindeki deprem Düzce’de de derin yaralar açtı. Toplam 270 kişinin hayatını kaybettiği depremde 3132 konut ve 692 işyeri tamamen yıkıldı. Ağır hasarlı binalar arasında, Düzce belediye binası, Düzce devlet hastanesi, Düzce Lisesi, Teknik Eğitim, Orman ve Tıp Fakülteleri binaları da yer aldı. Enerji hatlarında meydana gelen ağır hasar nedeniyle deprem sonrasında ilçe merkezleri ve köylere bir hafta elektrik verilemedi.

 

HABER: ATİLLA GÖSTERİŞLİ

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL