Güncel

ZULÜM İLE ABAD OLUNMAZ..

  Felsefe hocası öğrencilerine sorar.. “Pisliğin tarifini yapar mısınız?..” Tabi öğrencilerden bir sürü cevap gelir, fakat hoca hiç birini kabul etmez. Öğrenciler, “Hocam siz söyleyin, bizde öğrenelim..” derler. Felsefe Hocası,..

ZULÜM İLE ABAD OLUNMAZ..

 

Felsefe hocası öğrencilerine sorar..

“Pisliğin tarifini yapar mısınız?..”

Tabi öğrencilerden bir sürü cevap gelir, fakat hoca hiç birini kabul etmez.

Öğrenciler, “Hocam siz söyleyin, bizde öğrenelim..” derler.

Felsefe Hocası,

“PİSLİK, bulunmaması gereken yerde bulunan şey veya kişidir..” der.

Sonra birkaç örnek verir,

“Mesela annelerimizin saçı bizler için mübarektir. Öperiz koklarız onu, lakin yemek tabağının içinde görürseniz iğrenirsiniz ve o saç pislik olur..” der.

“ Ve bir kimse bulunmaması gereken bir makamda bulunuyorsa eğer, unutmayın o da bir pisliktir..” diye devam eder.

 

Geçen hafta ülke gündemi bir hayli hareketliydi sevgili dostlar,

Yeni Anayasa tartışmaları, pandemi’yi gerilere düşürdü. Gerçi kimsenin sosyal mesafe, temizlik ve maske tedbirlerini ıslayıp kazıdığı yok da, ülke gündemine bu kadar sessiz kalması beni korkutmadı desem yalana olur..

 

Gelin beraber 5-6 yıl geriye gidelim..

Reisin “PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin..” dediği dönemlerde; 13 Asker, Polis ve devlet görevlisi bu hain PKK lılar tarafından değişik günlerde kaçırıldı ve rehin alındı.

İşte o günden bu güne kadar hiçbir hükümet görevlisi bu konuyu açmadı. Hatta bu hakkında defalarca soru önergesi verilmesine rağmen, yetkili kişilerin çıtı bile çıkmadı.

 

Cumhurbaşkanının salgını hiçe sayan nice mitinglerini veya İl kongrelerini gördük, lakin hiç birisi RİZE İl kongresinin eline su dökemez.

Diyeceksiniz ki Rize İl Kongresinde ne oldu?.

Neler olmadı ki?. 16 şehit vermiş bir ülkenin Cumhurbaşkanı gibi davranmadı. Hatta hiçbir şey olmamış gibi Karadeniz şivesi ile yapılan espriler, kahkahalar havalarda uçuşuyordu. Şehit anası ile canlı telefon bağlantısı ile de tüy dikti muhterem.…

Hele hele “ Senin evladını koruyamadık, elimizden geleni yaptık. Ama Allah size evladınızın mertebesini ihsan etti. Ne mutlu size…”

Sonrada yaylada sanki bu ülke matemde değilmiş gibi yapılan kahvaltılar…

 

Şahsım olarak söyleyeyim, eğer ben bu ülkede Cumhurbaşkanı olsam ve benim idare ettiğim ülkede bir Mehmetçiğin bırakın şehit olması, burnu bile kanasa o gece uyku uyuyamam, yemekten içmekten kesilirim.

Bırakın gülmeyi, konuşma bile konuşamam hatta vatandaşlarımın yüzüne bakamam. Ve o konuda bir ihmalim varsa “Ben bu işi beceremedim..” diye istifa ederdim.

Ama maalesef Sayın Reisimiz o kadar rahat hareketler yaptı ki sormayın, ben bile utandım.

Mısırlı Esma için günlerce ağlayan birisi, vahşice katledilen 13 askerimiz için kılı bile kıpırdamadı hatta espriler havalarda uçuştu.

 

Kanuni, oğlu Mustafa’yı öldürttüğünde içi o kadar yandı ki, yine karşısında pişkin pişkin sırıtan Pargalı İbrahim’e.. “Gülersin elbette, NE OĞUL SENİN OĞLUN. NE DE DEVLET SENİN DEVLETİN..”

Ama Cumhurbaşkanının bu acıyı anlama şansı yok. Çünkü oğulları, damatları ve tüm akrabaları bedelli askerlik yaptı. Yani şehit anasına siyasi propaganda amaçlı yaptığı taziye için söylediği o yüce makama yükselme şansları hiç yok.

 

Çok dikkat ederim ben yazdıklarıma ve söylediklerime.. Bir atasözümüz vardır bizim.

“Söz ola, durdura savaşı..

  Söz ola, kestire başı…”

 

Bu 13 şehidimizin vebali kimindir biliyor musunuz?,

Hani Silahlı Kuvvetlerimizin KOZMİK odasına girilmiş ve askeri sırlarımız alınmıştı ya.

İşte o Kozmik odaya girenler ve buna göz yumup engel olmayanlarındır şehitlerimizin vebali..

 

Ve biz ne zaman kaybettik biliyor musunuz?..

Şehitlerimiz geldiğinde Meclisi toplayın ve bu kanı durdurun dediğimizde,

“Üç Beş Mehmet şehit oldu diye Meclisi mi toplayalım?.” diyenlere sandıkta gereken dersi vermediğimizdendir

Ne güzel söylemiş Ziya Paşa…

ZULÜM İLE ABAD OLANIN,

AKIBETİ BERBAT OLUR…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL